
Köy meydanında otobüsten inerken bir levha dikkatimi çekti,üzerinde şu bilgi yazılıydı:Kuşaktan kuşağa aktarılan söylenceye göre Tokat dolaylarında yaşamakta olan Oğuz boylarından Kızıklar Karakeçili aşiretinin bulunduğu bölgelere göç ederek Ertuğrul Gazi'den yerleşmek için yurt isterler.Ancak Karakeçili aşireti,Kızıklar'ın bu isteğine karşı çıkar.Bunun üzerine Ertuğrul Gazi ,düşmanlıklar doğmaması için Kızıklar'a,Uludağ'ın,o zamanki adıyla Keşiş dağı'nın kuzey eteklerinde yer gösterir.
İki Oğuz boyu arasında sürekli barış sağlamak için de Kızık boyu beyinin 7 oğlunu Karakeçili aşiretinden 7 güzel kızla evlendirir.Kızık beyinin 7 oğlundan Cumali bey,ailesi ve yakınlarıyla günümüzdeki Cumalıkızık'ta,Fethi bey Fethiyekızık'ta (Fidyekızık),Hamlıbey Hamamlıkızık'ta,Dal bey Dallıkızık'ta,Bayındırbey de Bayındırkızık'ta yurt kurarlar.Derekızıkla Değirmenlikızık'ın kimler tarafından kurulduğu söylencede yer almaz.
Bu yaygın bir söylence.Gerçekliği kesin değil.Cumalıkızık ve diğer kızıkların adının nereden geldiği konusunda bilimsel bir uzlaşmada sağlanabilmiş değildir.Ancak "Kızık" sözcüğünün,Bursa yöresindeki Yörük Türkçesinde "derbent" anlamına gelen "kısık" sözcüğünden zamanla dönüşmüş olabileceği düşünülebilir.
1685 tarihli vakfiyede yer aldığı üzere Cumalıkızık, bir Osmanlı vakıf köyüdür.Ve köyün kuruluşu Orhan Gazi (1326-1360) dönemine değin götürülebilir.
Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze kadar koruyan ve 700 yıllık geçmişi olan Cumalıkızık,bu özellikleriyle gelecek kuşaklara aktarılmaya çalışılmaktadır.
15 hektarlık bir alanda kurulan ve yaklaşık 270 dolayında evin yüzde 60 ında oturulan Cumalıkızık 1987 yılında Bursa'nın Büyükşehir belediyesi statüsüne kavuşmasıyla Yıldırım beldiyesi sınırları içine alınmıştır.
Bu yazıyı okuduktan sonra hemen karşı tarafında bulunan ilk eve kahvaltı yapmak üzere girdik.Sokak kapısında bir ip sallanıyordu onu çekince kapı açıldı.Bu görüntü beni çocukluğuma götürdü,o yaşlarda yaşadığım kasabada da kapıların çoğu ve bahçe kapıları böyleydi.
Kapıdan girdiğim anda Cumalıkızık evlerinin yapısı hakkında bir fikir sahibi olabildim.Bu yolculuğa çıkmadan önce Cumalıkızık hakkında bulabildiğim kadar yazı okudum,bir de sevgili Emrah yol boyunca bize burası hakkında bilgiler aktardı.Kahvaltı faslına geçmeden önce sizlere birazcık Cumalıkızık evleri hakkında bilgi vermek istiyorum.
Cumalıkızıktaki evler genellikle üç katlı,evler yapılırken aile mahremiyetine son derece özen gösterilmiş. Evlerin dış kısımlarında zemin ve birinci katlar ile avlular, sokak döşemesine uygun moloz taş ve ahşap hatıllı duvarlarla örülmüş. Sokaktan ev içinin görülmesi mümkün değil. Pencereler üst katlarda kafesli veya cumbalı. Cumalıkızık evlerinde genelde iki türlü plan uygulanmış. Bunlardan birincisi etrafı moloz taşlarla yüksek şekilde örülmüş bir duvarla çevrili dış avlu,buradan eve giriş kapısına ve hayat kısmına geçiliyor.Evin girişi, böylece sokakla doğrudan ilişkili olmamış oluyor, ikinci tip evlerde ise dış avlu yok.Sokaktan kapı yardımı ile doğrudan hayat kısmına girilir. Dış kapı üzerinde dikey konulan ağaç hatıllarla ızgaralanmış, camsız bir aydınlatma ve havalandırma boşluğu yer alıyor. Hayat bölümünden iç avluya, ahıra, depolara ve merdivenlere geçiliyor. Evlerin ana giriş kapıları çift kanatlı. Genellikle ceviz ağacından yapılan bu kanatlar dövme demir kuşaklar ve iri başlı çivilerle bağlanmış. Kapı kulpları ve tokmak da dövme demirden. Kapıların çift kanatlı yapılışı elde edilen ürünün ve tarım araçlarının kolaylıkla içeriye taşınmasını sağlamaya yönelikmiş.
Gerek dış avludan ve gerekse doğrudan sokaktan girilen hayat kısmı, üst katı taşıyan sağlam ahşap direklerle çevirilidir. Zemini yassı ve geniş taşlarla döşelidir. Hayat bölümü Cumalıkızık evlerinde en çok kullanılan mekanmış. Elde edilen ürünler burada geçici olarak depolanır, ayrılır, bakımı yapılırmış. Kestaneler dikenli kılıflarından burada ayıklanır,düğün dernekler burada yapılırmış. Kış aylarında ısıtmayı sağlayacak malzeme de burada kendisine ayrılan bölümde usta ellerce düzenli şekilde istiflenirmiş. Hayat bölümünün yüksekliği fazla ise bir asma kat yapılarak, burada uzun süre korunacak malzeme depolanırmış.
İkinci kat yazlık kısım olarak kullanılıyormuş. Burada da değişik tip sofalara sıralanmış odalar, eyvan, seki ve sedirler yer alırmış.Üst katta sokağa uzanan en özenli yer baş odadır. Bu odalar ile hayat arasında eyvanlar yer alır. Birinci ve ikinci katlardan hayata doğru yapılan çıkmaların üzerine oturtulan köşk odalar ayrı özellik taşır. Ev döşemeleri kirişler ve bunların üzerine çakılmış kaplama tahtaları ile sağlanmıştır.
Bizim kahvaltı yapmak için girdiğimiz ev ikinci tarz evlerdendi.Kapının ipini çekip içeriye girdiğimizde hemen hayat bölümüne girmiş olduk.Bu bölümün sonuna doğru gidip kapıya doğru baktığımda da ızgaralanmış havalandırma bölümünü gördüm.Ama ne yazıkki üst kata çıkamadık.Üst katı artık mutfak olarak kullanıyorlarmış.Burayı dört hanım işletiyor,arı gibi çalışıyorlar.Biz içeriye girdiğimizde yiyeceklerimizin çoğu masalarda bizi bekliyordu.Nefis köy peynirleri,birbirinden lezzetli ev yapımı reçeller, bildiğimiz klasik reçellerin yanında benim ilk defa denediğim ve hayran olduğum cam gibi ,kıtır kıtır kabak reçeli,sarıları adeta kırmızıya çalan köy yumurtaları,nefis sele zeytinleri,Cumalıkızık'ın meşhur ekmekleri,enfes bir bal (Cumalıkızık'ın üst tarafı meyve bahçesi ve kestanelik ),hakiki tereyağı,ortada çıtır çıtır yanan soba,üstünde çaylarımız için konmuş buharı tüten kocaman çaydanlıklar,tabi bir yandan da üzerinde ekmeklerimizi kızartmayı ihmal etmedik.
Herzaman olduğu gibi işletmeci hanımlardan bir tanesiyle öyle bir koyu sohbete daldım ki,sonunda hanım siz daha önce gelmiştiniz değilmi,hiç yabancı gelmiyorsunuz bana dedi.Hayır oraya ilk defa gelmiştim ama demekki sohbetimizden dolayı birbirimizi pek sevdik.
Yiyecekler harika ama çokda fazla yememek lazım,Cumalıkızıktaki olmasada Bursa Kent Ormanında yapacağımız yürüyüş biraz zorlu olacak,çünkü karda yağıyor.
|