
Üyesi olduğum ASANAT'tan Hale Güngör'ün,Büyük Elma isimli resim sergisi için davetiye geldi.Bende hem bu sergi, hemde Hale Güngör ile ilgili bilgileri sizlerle paylaşmak istiyor ve davetiyedeki bilgileri aktarıyorum.
" HALE GÜNGÖR RESİM SERGİSİ;BÜYÜK ELMA YER:ODAKULE SANAT GALERİSİ İstiklal Cad.142/1 Odakule BEYOĞLU Tel 2514631 TARİH:03-24 OCAK 2009 1981 yılında Adana, Türkiye’de doğan sanatçı dört yaşında İsviçre’ye taşındı. Dört sene sonra yerleştiği İstanbul’da onbeş yaşındayken ilk defa sanat –resim ve heykel- eğitimi almaya başladı. 2000 yılında Parsons School of Design’da güzel sanatlar okumak üzere taşındığı Paris’ten 2004 yılında diplomasıyla ayrıldı. Bugünlerde sanatçı New York City’de yaşamakta, bir yandan resim yaparken diğer yandan da öğrenmenin sonu yok inancıyla Pratt Institute’ta sanat eğitimine devam ediyor. Hale Güngör güncel sanatta sık görülmeyen figürasyon ve gizemli muzipliğe özgürce tutunmakta. Resimlerinde figüratif çalışması bir geriye dönüşten çok kendi sembolik romantik imgelerini ve dışa vurmak istediği duyguları özel alanlar ve mekanlarda resmetmek istemesindendir. Bugüne kadar resimlerindeki figürleri sırttan izlerken bu sergideki resimlerinde sanatçının kahramanlarıyla yüz yüze geliyoruz. Sanatçının saf –ama asla naif olmayan- surrealist efektleri kullanması bize onun gerçekçiliğin hafif çarpık bir versiyonuna bağlı olduğunu gösteriyor. Sanatçıların çoğunda rastladığımız yapıtlarına bakarken mantığımızla değil önsezilerimizle bakmaya ve ardındakileri görmeye davet ediliyoruz."
Küratör - Necip Yeşiltepe Sanatçının Kişisel Sergileri:
2009 Odakule Sanat Galerisi-A Sanat, “Büyük Elma”, İstanbul 2007 Metrocity Sanat Galerisi-A Sanat, "Saklambaç", İstanbul 2007 Odakule Sanat Galerisi-A Sanat, “Diz ve Brazza Bistrosu”, İstanbul 2006 Galeri Artist Çukurcuma, “Gölgesiz Kız Masalları”, İstanbul 2006 Galerie Absolu, “Chez Moi”), Paris 2005 Taksim Sanat Galerisi, İstanbul 2004 Parsons Sanat Galerisi, "Moment Monuments" Paris Karma Sergilerinden Seçmeler:
2008 “Hepsi 1.”, Odakule Sanat Galerisi-A Sanat İstanbul 2008 “Artshop Zamanı 2”, Eskonsept, İstanbul 2007 “VI. Uluslararası Floransa Çağdaş Sanat Bienali”, Floransa 2007 “Cow Parade”, İstanbul 2007 ”Impressions Urbaines” (Kentsel İzlenimler) , Toast Gallery, Paris 2006 “Genç Sanatçılar Resim Sergisi”, Dışişleri Bakanlığı Sanat Galerisi, Ankara 2006 “Identity/Kimlik”, Çekirdek Sanat Atölyesi, İstanbul 2005 “15. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı”, İstanbul 2005 "Ve Sanatçı Gözlerini Açtı", Çekirdek Sanat Atölyesi, İstanbul 2004 "Six Façons de S'Exprimer" (Kendini İfade Etmenin Altı Yolu), La Galerie Beckel-Odille-Boïcos, Paris 2004 L'Esmeralda, Paris
BÜYÜK ELMA “Kültürel karmaşıklıklar Hale Güngör’ün gördüğü uluslararası eğitimde bol miktarda bulunuyor. 1981 yılında Adana, Türkiye’de doğan sanatçı dört yaşında İsviçre’ye taşındı. Dört sene sonra yerleştiği İstanbul’da onbeş yaşındayken ilk defa sanat –resim ve heykel- eğitimi almaya başladı. 2000 yılında Parsons School of Design’da güzel sanatlar okumak üzere taşındığı Paris’ten 2004 yılında diplomasıyla ayrıldı. Şu anda ise New York City’deki Pratt Institute’ta resim okuyor. Güngör’ün eğitimindeki geniş menzil, çeşitli yabancı dillerdeki akıcılığıyla birlikte onu olağandışı bir kültür birikimine sahip bir sanatçı ve kendisini dünyanın farklı yerlerinde evinde hisseden bir kişilik yapıyor. Aynı zamanda, fazlaca gezmiş olmasına rağmen Güngör uluslararası çağdaş sanatta sık sık görülmeyen figürasyon ve muzipliğe tutunuyor. Güçlü teknik becerileri, öykü anlatma eğilimiyle birlikte Güngör’ün şaşırtıcı bir cazibeye sahip ve icat dolu resimler yaratmasına imkan veriyor. Güngör hala genç bir sanatçı ve en çekici niteliklerinden birisi açıkça romantik imgeler resmetme istekliliği. İçgüdüsel olarak kompozisyonun düz yüzeyinin ötesinden yankılanan duyguları resmediyor; çabalarında gizem tarafından hafifçe kırılan bir acayiplik var. “Sence?”de Güngör genç bir çifti resmediyor: Yeşil çizgili bir gömlek giymiş, kırmızı kravatlı çok genç bir adam, kırmızı bir koltukta halka küpeli ve saçları yandan örgülü aynı derecede genç bir kadının yanında oturuyor. Gökyüzü girdap gibi yeşil ve kahverengilerin şahane bir karışımı; bu esrarengiz hal çiftin açıklanmamış karanlık görünümünde yineleniyor. Suratlar hem fiziksel, hem metafiziksel olarak birbirine benziyor; ikisi de üzerlerinde dönen enerji dolu atmosferin verdiği izlenim gibi gündelik hayatın ötesinde şeylerle meşgul görünüyor. Neredeyse tamamen kırmızı ve pembe tonlarında yapılmış olan “Lazy Bird”de önümüzden çimen yeşili pencereleri olan iki tren vagonu geçiyor. Görünen dolunay, aralarından bir fener geçen vagonların üstünde duran kuşları aydınlatıyor. Fenerin ışığı, Güngör’ün mahrem simgeciliğini vurgular bir şekilde dolunayınkini aksettiriyor. Alt kısımda; sağda izole bir el trenin vagonlarından birisini sıkıca tutuyor gibi görünürken, bir çiçeğin yanında eski moda bir telefon havada yüzüyor. Bu bileşenler kolaylıkla anlaşılmıyor. Sanatçının saf –ama asla naif olmayan- surrealist efektleri kullanması onun gerçekçiliğin hafif çarpık bir versiyonuna bağlı olduğunu gösteriyor.Gizem sanatının içine işliyor. Çoğunlukla imgenin metni ifade edilmemiş oluyor; gördüklerimizden bir anlam çıkartmak için mantıklı düşüncelerimize değil, kendi önsezilerimize bırakılıyoruz. Yakın zamanda Güngör tarafından yapılmış harika bir şehir manzarası “Üç Şehir”de sol tarafta bir ev ve bir apartman görüyoruz. Kırmızı bir tarlada beyaz çiçekler açarken çıplak ağaçlar mevsimlerden kış olduğu izlenimini uyandırıyor. Sağ tarafta, dibinde insanların toplanmış olduğu bir ağacı arkasına alan bir kule var. Gökyüzü, her ne kadar bu sefer sarı ve turuncu tonlarından oluşturulmuş olsa da yine şiddetli ve gizemli. Açık bir biçimde Güngör, doğanın kontrol edilemez kuvvetlerine ve bizim kendi savunmasızlığımıza rağmen ahengi ima eden bir beyanda bulunmaya kararlı. Figüratif stili bir geriye dönüşten ziyade, kendi sembolik imgelerinin ışığında yeni bir şey. Bu resimlerin sorduğu soruların cevaplarını bilmiyor olabiliriz. Fakat yine de karşımızdaki sahneden zevk alabiliriz. Bütün iyi sanatçılar gibi, Güngör bize yokluklarında dünyanın gelip geçici güzelliğini kesinlikle gözden kaybedeceğimiz özel alanlar ve mekanlar sunuyor.” Jonathan Goodman (Jonathan Goodman New York City’de yaşayan bir şair ve çağdaş sanatta uzmanlaşan bir sanat yazarı.Halen Art in America, Sculpture gibi yayınlar ve ArtCritical internet dergisine yoğun bir şekilde yazmaya ve New York’taki Pratt Institute ve Parsons School of Design’da öğretim görevliliğine devam ediyor.) |