okuyorumgeziyorum
• 24/2/2009 - Son zamanlarda okuduğum kitaplar

Karanlık çökerken neredeydiniz Mario Levi
Yazarın en son "Lunapark kapandı" isimli kitabını okumuştum (ilgili yazımı http://okuyorumgeziyorum.blogcu.com/lunapark-kapandi_3732295.html adresinden okuyabilirsiniz),yine tipik bir Mario Levi kitabı diyebileceğim yeni kitabını da dün gece bitirdim.Yine sayfalar dolusu,yine hiç bir ayrıntı atlanmadan yapılan anlatımlar,yine sıkılmadan merakla çevrilen sayfalar,yine tam tamam işte olay burada çözümlendi derken sayfa sonunda olayın bambaşka yerlere gitmesi.
Konu kısaca,otuz sene aradan sonra altı eski arkadaşın bir araya gelmesi.Kayıplar,yeni hayatlar,acılar,tatlı anılar,bile bile oynanan oyunlar,yakın tarihimiz...Tüm bunlar yine ustaca bir kurguyla kaleme alınmış. Okumanızı tavsiye edeceğim kitaplardan bir tanesi.

Sevdalım hayat Zülfü Livaneli
Eserlerini ve günlük yazılarını büyük bir beğeniyle okuduğum usta yazarı,kendi yazdığı ve hakkında yazılanları okuyarak tanıyabildiğimi zannetmiştim ama yanılmışım.Bu kitabında bilmediğim bilgileride okumuş oldum.Bazı kitaplar vardır bittiği zaman üzülürüm ve uzun süre o kitap hakkında konuşmak isterim ,sanki tekrar tekrar okuyormuşum gibi hissederim kendimi çünkü.İşte bu kitapta onlardan biri.

Son ada Zülfü Livaneli
Usta yazar,yaşadığımız bir dönemi çok farklı bir kurguyla özetlemiş.Okumak lazım...

Serkis bu toprakları sevmişti Faruk Bildirici
Kendisini; "Serkis'tir benim adım Ben Türkiyeli hem de Doğu Anadoluluyum Irkımı soracak olursan Ermeni ve halkın oğluyum Ne zengin çocuğuyum ne de soyluyum Ben hem birazcık şişman hemde kısa boyluyum" cümleleriyle özetleyen 1933 Elazığ doğumlu Serkis İmas'ın hayatı boyunca not aldığı kendi anıları ve büyüklerinden dinlediklerinden oluşan 15 küçük defterin Faruk Bildirici tarafından kaleme alınarak biz okurlara sunulmuş bir biyografik kitap. Okumak lazım,satır aralarında önemli detaylar var.

Zeytin Ağacının Gölgesinde Barbro Karabuda
Karabuda ailesini ilk defa 1999 yılında Güneş Karabuda'nın "İndim zaman bahçesine" adlı kitabını okuyarak tanımıştım.Güneş Karabuda;1933 İzmit doğumlu,Galatasaray lisesi mezunu,Paris'te hukuk öğrenimi yaparken yarıda bırakmış ve bir süre gazetecilik ve fotomuhabirliği yapmış.
Barbro Karabuda ise İsveçli,yazar ve yönetmen.1953 yılında dil eğitimi için gittiği Fransa'nın Chinon kasabasında Güneş Karabuda ile tanışır ve Türkiye,Barbro Karabuda için ikinci vatan olur.
Zeytin ağacının gölgesinde;Egedenizi'nin kıyısındaki küçük bir köydeki evlerinin bahçesindeki zeytin ağacının altında yazılmış bir anı roman.Zaman olarak 80 li yıllara kadar uzanıyor,yakın tarihimiz,Karabuda ailesinin yaşantısı,edebiyat ve sanat dünyasından yakın dostları...Bütün bunlar bu kısacık ama dopdolu kitapta toplanmış.
Ben çok beğenerek okudum,sizlerede tavsiye ederim.
 AYŞE KULİN UMUT-Hayat Akan Bir Sudur
Umut,kitaplarını severek okuduğumuz ünlü yazar Ayşe Kulin'in üç cilt halinde hazırladığı anı-romanın ikinci kitabı.Birinci kitabın ismi VEDA-Esir şehirde bir konak;bu kitabı tanıtan yazıma http://okuyorumgeziyorum.blogcu.com/ayse-kulin-veda-esir-sehirde-bir-konak_4459703.html den ulaşabilirsiniz.
Vedayla ilgili düşüncelerimi " Ayşe Kulin,severek ve beğenerek takip ettiğim yazarlarımızdan bir tanesi.Şimdiye kadar hiç bir kitabını kaçırmadım ancak bu kitapta havada kalan bir şeyler var.Belkide Köprü,Adı Aylin,Gece sesleri,Sevdalinka ya da Nefes nefese kadar etkileyici eserler verebilen bir yazardan dönemi anlatan daha etkili bir eser beklentisi içinde olmamdan dolayı olabilir" cümlesi ile bitirmiştim.
Bu bazı şeylerin havada kalmasının sebeblerinden bir kaçı;belki her ne kadar yazar tarafından dönem iyice araştırıldıysa da,büyüklerden dinlendiyse de o çağa uzak olunduğu için içsel bir bütünleşme kurulamamasından kaynaklanıyor olabilir.Ya da şu da olabilir;nede olsa bu üç kitap tamamen aile anılarından oluşuyor ve herşey anlatılmak istenmemiş olabilir o yüzden de bazı anlatımlarda bir boşluk,havada kalış sözkonusu olabilir.
İşte bir Ayşe Kulin klasiği denilecek nitelikte olan,UMUT-Hayat Akan Bir Sudur;Damat Ferit Paşa hükümetinin Maliye Nazırı Ahmet Reşat Efendi'nin yurda dönüşü ve soyadı kanunu ile Kulin soyadını alacak olan Zeki Salih Bey ailesinin, Osmanlı'nın gözdesi Bosna'nın bir imzayla elden çıkarılmasıyla geri dönüş ümitlerinin sönmesi ve İstanbul'daki hayata daha sıkı sarılarak yaşamak anılarıyla başlayıp,yazarımızın doğumuna kadar devam ediyor.
Bir anı-roman olduğu için konuyu özetlemek istemiyorum,ancak okunarak keyfine varılabilir çünkü.Zaten,Ayşe Kulin severler kitabı mutlaka okuyacaktır.Daha önce yazarın hiç kitabını okumamış ve biraz bilgi edindikten sonra okumak isteyenler için şunu söylemek isterim;mutlaka okuyunuz ama önce Vedayı okuyunuz,bunlar bittikten sonrada yazarın diğer eserlerini de okuyunuz.
Üçüncü ciltte de yazarın çocukluğundan günümüze kadar olan bölüm anlatılacakmış sabırsızlıkla bekliyorum.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 15/1/2009 - ALAÇATILI-MEHMET CULUM

ALAÇATILI MEHMET CULUM
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve çok çok beğenerek okudum.Sizlere biraz Mehmet Culum'u tanıtmak istiyorum.Aslında kitapta bir sayfa yazar ile ilgili bilgi var ama,bir sayfada da yayın evinin izni olmadan hiç bir şekilde alıntı yapılamaz diyede bir yazı var.Onun için bende başka kaynaklardan Mehmet Culum hakkında araştırma yapmak istedim ilk rastladığım kaynak wikipedia idi daha sonra baska bir kaynak daha buldum ki bu siteyi bulduğuma çok sevindim. http://www.culum.com/
Bu sitede yazarın özgeçmişini,yazmış olduğu iki romanı (Alaçatılı ve Azabağa),basıma hazırlanmakta olan yeni bir romanıyla (Kalenin gölgesinde) ilgili bilgiler,yazdığı bazı yazılar ve hikayeleri okuyabilirsiniz.
Romandaki bazı olaylar,mekanlar ve kişilerle olan yakınlığı, benzerliği görebilmek için yazarın hayat hikayesini kısaca bilmekte fayda var.
1948 yılında Çeşme-Ilıca’da doğdu. İlköğrenimini Çeşme’de, orta öğrenimini 1959–66 yılları arasında Bornova Anadolu Lisesi’nin İzmir Maarif Koleji olduğu dönemde tamamladı. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin İşletme Bölümü’nden 1971 yılında mezun oldu. ABD ve Hollanda’da mesleğiyle ilgili çeşitli işlerde çalıştı. Askerlik görevini 125. Dönem yedek subayı olarak yerine getirirken, çıkan Kıbrıs Barış Harekâtı’na katıldı ve devletçe ‘gazi’ unvanı ile onurlandırıldı. İş yaşamına İzmir’de bir bilgisayar firmasında uzman olarak başladı. Yurt içinde ve dışında çeşitli mesleki kurs ve seminerlere katıldı. Ege Bölgesi’nin büyük firmaları için özel olarak ‘İşletmecilikte Bilgisayar Kullanımı’ ile ilgili idari ve teknik seminerler düzenledi. Bir Amerikan firmasıyla ‘İş ve Zaman Etütleri’ ve ‘Verimlilik Geliştirme’ çalışmalarında bulundu. Bir süre serbest bilgisayar danışmanlığı yaptı. 1982 yılında eşiyle birlikte Çeşme’de turistik antikacılığa başladı ve emekli oluncaya kadar bu işini sürdürdü. Emekli olduğunda Alaçatı’ya yerleşti ve yörenin sözlü tarihiyle ilgili araştırmalar yapmaya başladı. Bu çalışmalarının sonucunda ilk romanı AZAB AĞA 2004 Nisan’da Bulut Yayınları, ikinci romanı ALAÇATILI 2006 Haziran’da April Yayıncılık tarafından okuyucuya sunuldu. BALEV Eğitim Vakfı tarafından ‘Beyaz Yorum’la ödüllendirilen Culum’un Ulu Önder Atatürk’ün Çeşme’ye gelişiyle ve Çeşme’nin sözlü tarihiyle ilgili yazıları çeşitli araştırmalarda kaynak olarak kullanılmakta olup, halen Kıbrıs Barış Harekâtı öyküsünü de içeren yeni romanı üzerindeki çalışmaları sürmekte. İngilizce, Hollandaca ve Almanca bilen, seyahat etmek, fotoğraf çekmek ve sağlıklı yaşam sporları yapmaktan hoşlanan Culum, Hollandalı Jeanne (Jan) ile evli ve iki çocuk, bir torun sahibi.
Roman hakkında yazımı sadece baş kahramanları tanıtarak bırakacağım;gerisini kitaptan okumak lazım.
Çeşme'de yörenin en eski antikacı dükkanına sahip emekliliğine az bir süre kalmış bir bey,Hollandalı eşi,köklerini aramak için Amerika'dan kısa bir süre için Alaçatı'ya gelmiş bir avukat,Balkanların batısındaki Güney sancak bölgesindeki kasabalardan biri olan Güsinye'den yola çıkıp binbir zorluk çekerek Alaçatı'ya ulaşan genç bir karı koca,bir büyük anne ve küçük kızdan oluşan Boşnak bir aile, Sakız adası'nın Armolia köyünden Alaçatı'ya gelen genç bir çift ve bir ihtiyar anneden oluşan Rum aile...
Yazarın geniş tarih ve mekan bilgisine kaleminin gücü de eklenince işte bu güzel kitap ortaya çıkmış.Okumanızı tavsiye ediyorum.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 4/1/2009 - Bir yazar, dört kitap;Fakir Baykurt-Özüm çocuktur,Köy Enstitülü delikanlı,Kavacık köyünün öğretmeni,Köşe bucak Anadolu

Fakir Baykurt;Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de 1929 yılında doğdu.Asıl adı Tahirdir,savaşta şehit düşen amcasının adı.1936 da Akçaköy İlkokulu'na başladıktan iki sene sonra babasını kaybeder.
ÖZÜM ÇOCUKTUR (Özyaşam 1)-FAKİR BAYKURT Yazarımız 65 yaşına kadar olan hayatını kaleme aldı ve bir nehir roman ortaya çıktı.Özüm çocuktur adlı kitap bu serinin ilk kitabı.Yazarın doğumundan yani 1929 yılının (kendi deyimiyle ) arpa yolunma zamanında başlayıp,Köy Enstitüsüne başladığı döneme kadar olan kesiti anlatıyor.Zorluklar,imkansızlıklar,çekilen acılar.Ama yılmadan bu zorluklara göğüs germe.
İlkokulu bitirdikten sonra,Isparta-Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır.Burada şiire ve diğer Enstitülü arkadaşları gibi okumaya olan ilgisi oldukça yoğunlaşır.İlk şiir denemelerine başlar.Köy Enstitüleri üzerindeki baskıların artmasıyla tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar.Fakir Baykurt'ta yeni atanan müdürle sorunlar yaşar.

KÖY ENSTİTÜLÜ DELİKANLI (Özyaşam 2)-FAKİR BAYKURT Yazarın hayatını,yanısıra da memleketin durumunu anlatan sekiz ciltlik nehir romanın ikinci kitabında;yazarın Köy Enstitüsündeki günleri anlatılıyor.Ailesine duyduğu özlem,ilk şiirleri,"Fakir " adını alışı,köy enstitüsünde yapılan eğitim ve öğretimin detayları,gizli saklı okunan kitaplar,bazı okuduğu kitaplar için aldığı cezalar,Türkiye'de siyasal yapının değişmesiyle karşılaşılan engellemeler.Hepsi ve daha bir çok gelişmler olaylar bu ciltte yer alıyor.
1947 yılında Köy Enstitüsünü başarıyla bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık köyü'ne öğretmen olarak atanır.1951 yılında evlenir.
 KAVACIK KÖYÜNÜN ÖĞRETMENİ (Özyaşam 3) FAKİR BAYKURT Bu üçüncü kitap öğretmenlik için atandığı Kavacık köyünü ziyareti ile başlayıp, Sivas lisesine tayin olduğu için ailesinide alıp Sivas'a yerleşmesiyle sona eriyor.Köylerimizin sorunlarından biri olan kız çocuklarının okutulmaması,Fakir Baykurt'un bu konuda verdiği savaş,köylerdeki sağlık sorunları,Hakkı Tonguç,Hasan Ali Yücel,Aşık Veysel ve daha nice ünlülerle tanışmalar,Muzaffer hanımla evlenmesi,Gazi Eğitim Enstitüsü imtihanı,oniki öyküden oluşan ilk kitabını yayın evine verişi,edebiyat bölümünden mezun oluşu,Nazım Hikmet'in haftada bir Moskova'dan radyo aracılığıyla seslenişi,kuradan Sivas Lisesi'nin çıkması.Tüm bunlar bu ciltte.

KÖŞE BUCAK ANADOLU (Özyaşam 4) FAKİR BAYKURTDördüncü kitapta anlatılanlar ise şöyle;Çok zor şartlar altında Sivas'a gelişleri ve yerleşmeleri,kısa bir süre sonra Ortaokulu olmayan Hafik'e tayini,burada hemen Ortaokul yapımı için çalışmalar.Ankara Piyade Yedek Subay Okulu'na gidiş yani asker oluşu,öğretmen olarak Konya Astsubay Okuluna atanması.Yılanların Öcü adlı eseriyle Cumhuriyet gazetesinden birincilik ödülü alışı,terhis oluş,yeni kura çekimi sonrasında Şavşat'a tayin olması,tekrar Ankara'ya tayin,Müfettiş olması,çok istediği İngilizceyi öğrenmesi,Yılanlar'ın öcü'nün Akçaköy'de çekimi...tüm bunlarda dördüncü kitabın konusu. Bu seriyi okurken hem yazar hakkında geniş bir bilgiye sahip oluyor hemde yakın tarihimizi tekrar gözden geçirmiş oluyorsunuz.
Yazarın eserleri:Yılanların öcü,Irazcanın dirliği,Onuncu köy,Amerikan sargısı,Tırpan,Köygöçüren,Keklik,Kara Ahmet destanı,Yayla,Yüksek fırınlar,Koca Ren,Yarım ekmek,Kaplumbağalar,Çilli,Efendilik savaşı,Karın ağrısı,Cüce Muhammet,Anadolu garajı,On binlerce kağnı,Can parası,İçerdeki oğul,Sınırdaki ölü,Gece vardiyası,Barış çöreği,Duisburg treni,Bizim ince kızlar,Dikenli tel,Efkar tepesi,Şamaroğlanları,Kerem ile Aslı,Kale kale,Topal arkadaş,Yandım Ali,Sakarca,Sarı köpek,Dünya güzeli,Saka kuşları,Benli yazılar,Dünyanın öte ucu, Eşekli kütüphaneci,Bir uzun yol,Dostluğa akan şiirler.
Serinin diğer kitaplarını ve yazarın hayatını kaldığım yerden bir başka yazımla anlatacağım. Bol okumalı günler dilerim.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 3/10/2008 - SARI YAZMA-RIFAT ILGAZ

Sarı yazma Rıfat Ilgaz Çınar Yayınları
Sarı yazma,Rıfat Ilgaz'ın kendi hayatını,buna paralel olarak da dönemin Türkiyesini anlattığı bir belgesel roman.
1911 yılında Kastamonu'nun Cide ilçesinde,annesinin deyimiyle "derin kar" da doğmuş. Ortaokuldayken liseye devam edip üniversite okumak istemesine ve öğretmenlerinin bu konuda onu desteklemelerine rağmen babasının vefaati nedeniyle bu gerçekleşememiş oldu. Hem iyi bir eğitim alması hemde edebiyat alanında ilerlemesi için en büyük destekçisi babasıydı. Kitabın 134.sayfasında bu durumu özetleyen kısa bir paragraf var."Yazımın çıktığı dergileri ,gazeteleri babama göderiyordum ,Terme'ye.Derslerime çalışmaktan hiç söz etmiyordu mektuplarında.Bunun gelici geçici bir heves olmamasını istiyordu,Nuri Bey'in tam tersine.Kirayla kitap aldığını yazıyorsun diyordu.Enişten belki paraları kitaba veriyorsun diye kızabilir,sana her ay bu iş için iki lira göndereceğim.Geceliği yüz para olduğuna göre bol bol yeter sana...Artanını da dergiye gazeteye verirsin diyordu". Babasının ölümünden sonra Kastamonu Öğretmen Okuluna devam etti.Mezun olduktan sonra Gerede ve Akçakoca'da öğretmenlik yaptı.1938 de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünden mezun oldu.Adapazarına atanan Rıfat Ilgaz vereme yakalandığı için öğretmenlik yapamadan İstanbul Yakacık senatoryumuna yattı.
İstanbul'dayken hem Karagümrük Ortaokulu'nda Türkçe öğretmenliği yapıyor hemde fakültede felsefe okuyordu.Bu okulda yaşadıkları yazarın yazım tarzınıda etkiliyordu;kendiside çok zor şartlar altında yaşıyordu ama çevresinin de bundan daha farklı olmadığını gördükçe bireyci duyarlılığı gidiyor yerine duyarlı bir gerçekçilik yerleşiyordu.Buda yazarı yeni arayışlara,halkın konuşma diliyle uzlaşanyeni biçimlere itiyordu. 1944'ün Ocak ayında yayınladığı Sınıf kitabıyla adliyeler ve hapishaneyle tanışmış oldu. Türkiye'nin en çalkantılı siyasi dönemlerinde devam ettiği dergiciliği hayatının büyük bir kısmını ,adliye koridorlarında ve hapishanelerde,hasta ciğerleri ise hastanelerde geçirmesine neden oldu.
HEYBELİ
Nasıl sevmezsin Heybeli'yi, Ne evim, ne bahçem var, Ne iskelesinde sandalım.
Ne param var savuracak Çamlarına, denizine, ay ışığına! Ne asfaltına tırmanacak dermanım. Rüzgârında payım var, olsa olsa Bir nefeslik.
Ben insanların belki en yorgunu, Denizin, güneşin özlemi bende, Bende yaşamanın, çalışmanın özlemi. Mevsimsiz sevmesini bilirim, Vakitsiz düşünmesini, Düşünüp düşünüp üzülmesini. Gülüşüm, bakışım ayrı, Belki üzgünüm biraz, yılgın değil, Farkındayım olup bitenlerin.
Nasıl sevmezsin Heybeli'yi, Herkesin bağı bahçesi ayrılmış, Denizde kotrası yalısı. Ayırmış ayıran hastanesinde Bizim de yatağımızı. RIFAT ILGAZ
Devam adlı şiir kitabından 1943
Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)
Tüm bu bilgiler 399 sayfalık kitaptan sadece kırıntılar diyebilirim,çünkü bu kitabı özetlemek için bile sayfalarca yazmam gerekir."Edebiyatın koca çınarı" nın yazdıklarını daha da iyi anlayabilmek için bu kitabı mutlaka okumalıyız.
Rıfat Ilgaz'ın Çınar yayınlarından çıkan kitapları -TOPLU ŞİİRLERİ DİZİSİ Yarenlik -1 Sınıf -2 Yaşadıkça -3 Devam -4 Üsküdar'da sabah oldu -5 Soluk soluğa/Karakılçık/Uzak değil -6/7/8 Güvercinim uyurmu -9 Kulağımız kirişte -10 Ocak katırı Alagöz -11
ROMAN Sarı yazma Karartma geceleri Karadenizin kıyıcığında Yıldız Karayel
ANI Yokuş yukarı (Babıâli anıları) Kırk yıl önce kırk yıl sonra (Kastamonu öz altı anıları 1981)
GÜNCEL YAZILAR Cart curt Nerde kalmıştık
MİZAH Hababam sınıfı Hababam sınıfı uyanıyor Hababam sınıfı baskında Hababam sınıfı sınıfta kaldı Hababam sınıfı icraatın içinde Pijamalılar Hoca Nasrettin ve çömezleri Geçmişe mazi (Meşrutiyet kıraathanesi) Apartıman çocukları Çalış Osman çiftlik senin Nerde o eski usturalar Sosyal kadınlar partisi Rüşvetin Alamancası Donkişot İstanbul'da Şeker kutusu Radarın anahtarı Garibin horozu Dördüncü bölük
ÇOCUK Küçükçekmece Okyanusu Cankurtaran Yılmaz Öksüz civciv Bacaksız kamyon sürücüsü Bacaksız sigara kaçakçısı Bacaksız okulda Bacaksız paralı atlet Bacaksız tatil köyünde Kumdan betona Halime kaptan Çocuk bahçesi
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 1/7/2008 - ABİDİN DİNO Kısa Hayat Öyküm

ABİDİN DİNO-Kısa Hayat Öyküm Adam Yayınları Hazırlayan:Ferit Edgü
Düşünce yanı ağır basan resimler yapmayı amaçlayan D Grubu kurucularından Abidin Dino,1913 yılında İstanbul'da doğmuş,12 yaşına kadar Cenevre'de yaşamış,I.Dünya savaşının ardından ailecek Türkiye'ye dönmüşler,eğitimi için Robert Koleji'ne başlayıp sanata karşı duyduğu yoğun ilgi nedeniyle bu okuldaki eğitimini yarım bırakmış.1934 de Sergay Yutkeviç'in davetlisi olarak Leningrat'a giderek dekoratör olarak çalışmalara başlamış.II.Dünya savaşının çıkmasıyla Leningrat'tan ayrılıp önce Londra daha sonrada Paris'e gidip çalışmalar yapmış.Paris’te, Pablo Picasso, Tristan Tzara, Andre Malraux ve Gertrude Stein gibi önemli sanatçılarla çalışma fırsatı bulmuş. 1941 yılında İstanbul'da Liman grubunu kurmuş.1943 yılında Güzin Dikel ile evlenmiş. "Goal" adlı uzun metraj belgesel filmi, 1966 yılında British Academy tarafından Robert Flaherty Belgesel Ödülü’ne layık görülmüş. Dino, 1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği’nin Onursal Başkanlığına seçilmiş. Bu kitapta bütün bu yukarıda yazdığım ve aktaramadığım daha bir çok bilgiyi bulacaksınız. Kitabın bir bölümü Abidin Dino'nun çocukluğunu ve ailesini anlatıyor,bir bölümü ise 1990 yılında Paris'te Abidin Dino'nun dostu ozan Andre Velter tarafından France Culture Radyosu için yapılmış olan söyleşinin eksiksiz çevirisiymiş. Türkiye’de ve diğer birçok ülkede kişisel ve karma sergiler açan Dino, 1993 yılında Paris’te kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|